Ana içeriğe atla

MAHŞERDE İNSANA SORULACAK ON SORU

İnsan mahşerin dehşet ve şiddetinden kurtulursa bile aşağıda zikredeceğimiz, sırat, mizan, hesap, sual gibi birtakım şiddetli ve dehşet verici geçitler olduğundan dünyada iken güzel ameli ile Cenabı Hakkı kendisinden razı etmelidir. Aksi takdirde on yerde kendisine soru sorulmak için durdurulur, her birinde bir çeşit sual sorulur. Bunlarda sahih hadislerle sabittir.


Kendisine şu hususlarda soru sorulur:

- Beş vakit namaz ve zekattan, 
- Heva ve hevesine uymaktan, 
- Ana, baba hakkından,
- Evlat iyalinin hukukundan,
- Hizmetçilerin hakkından,
- Komşu ve akraba hakkından,
- Sıla-i rahimden ( akrabayı ziyaret etmek ),
- Müslüman kardeşine edilen buğuz ve düşmanlıktan,
- Emr-i bi'l maruf nehy-i ani'l münkerden,
- Gıybet, nemime ve bühtandan.

İşte insan dünyada, zikredilen bu hususlarda bir noksanlık yaparsa beyan edilen on yerde biner sene durdurularak sorguya çekilir. Bu duraklarda cehennem azabından başka bir çeşit azap görür. Bilhassa o esnalarda cehennem tabakaları görüleceğinden buda kendisine ayrıca bir korku ve dehşet verecektir. Nitekim Cenab-ı Hak buyurur ki:

- (Kabirlerinizden çıktığınız zaman ) Üstünüze saf ateşten bir alevle, bir duman salıverilir. ( ve onlar, sizi mahşere sevk ederler.) Onları engelleyip kurtulamazsınız.


Şu ayeti celilede cehennemin mahşer yerine getirileceğine delalet ediyor:

- Cehennemde o gün getirilip ortaya konur; o gün (kafir) insan düşünür, fakat o düşünüp gerçeği anlamaktan ona ne fayda? (artık düşünmek ona hiçbir fayda sağlamaz).


Kıyamet günü kafirlere ve günahkarlara azap edilmek için melek vasıtası ile cehennem mahşere götürülür.

Allah-u Teala buyuruyur ki:

- Allah düşmanlarının toplanıp ateşe götürülecekleri gün, (kıyamet de) onlar, ilk gelenden itibaren sorunca gelinceye kadar bekletilirler. Nihayet ateşe girdikleri zaman onlar, (dünyada) ne yaptıysalar kulakları, gözleri ve derileri hep aleyhlerine şahitlik edeceklerdir.

O gün, bir kısım insanların yüzü güler, bir kısım insanların ise gülmez. Dehşet ve endişeye kapılmayan iyiler,  Allah'ın kendilerine ihsan ettiği nimetlerden dolayı sevinç içindeyken, diğer taraftan Allah'a asi olan kafir ve fasıklar dehşet ve endişeler kendilerini kaplar. Cenab-ı Hak buyurur ki:

- Bir takım yüzler vardır ki, o gün parıldar, güler sevinir. Nice yüzlerde vardır ki, o gün üzerlerinde toz toprak var. Onları karanlık ve karalık kaplayacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Peygamberliğinin İspatı: Bilim, Ayet, Hadis ve Manevi Miras

Giriş Peygamberlik, insanlık tarihinin en derin manevi ve entelektüel meselelerinden biridir. İslam’da Hz. Muhammed (s.a.v.), son peygamber olarak, Allah’ın vahyini insanlığa ulaştıran eşsiz bir rehberdir. Onun peygamberliği, yalnızca inanç değil, aynı zamanda akıl, tarih ve bilimle desteklenen bir hakikattir. Bu makale, Hz. Muhammed’in peygamberliğini bilimsel, tarihsel, edebi ve manevi boyutlarıyla ele alarak, akla ve kalbe hitap eden bir ispat sunmayı amaçlamaktadır. Kur’an-ı Kerim’in mucizevi özellikleri, Hz. Muhammed’in ahlaki örnekliği, hadislerin tarihsel güvenilirliği, mucizeler ve İslam’ın medeniyetlere etkisi, bu hakikatin somut kanıtlarıdır. Ayrıca, şeytanın vesveselerine karşı imanın gücü ve cennet hayali, bu ispatı manevi bir derinlikle zenginleştirir. Tarihsel Bağlam: 7. Yüzyıl Arabistan’ı Hz. Muhammed (s.a.v.), 570 yılında Mekke’de doğdu. O dönemde Arap Yarımadası,...

HALİFELİĞİN KAYIP HALKASI: ABDULLAH BİN ZÜBEYR

                                                                                               GÜLSÜM AÇAN  İslam Tarihi’nde Abdullah b. Zübeyr doğumundan vefatına kadar geçen sürede birçok önemli olayda aktif rol oynamıştır. Müslümanlar Medine’ye göç ettikleri zaman Yahudiler Müslümanlar’a büyü yaptıklarını ve artık çocukları olmayacağı şeklinde söylentileri yayınca Müslümanlar bu durumdan oldukça üzüntü duydular. Medine’de Hicretten sonra ilk Abdullah b. Zübeyr’in doğumu Müslümanlar açısından büyük bir mutluluk oluşturdu ve adı bizzat Rasulullah tarafından konuldu. Küçük yaşlarda babası Zübeyr b. Avvam ile birlikte Suriye’nin fethine ve 634 yılında Yermük Savaş’ına bizzat katıldı....

ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK

Ebedi hayat olan ahiret hayatını yaşamak için insanın, öldükten sonra tekrar dirilmesi gerekir. Kuran-ı Kerim'de bu husus hakkında varid olan ayetler muvacehesinde tekrar dirilme muhakkak olacaktır. Buna inanmayan mü'min olmaz.  İmanın şartlarından biri de, öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmaktır. Öldükten sonra tekrar dirilmeye (Ba'su badel mevte), Allah-u Teala'nın, inayeti ilahiyesini tekmil için luzüm vardır. Bu da ahiret gününe iman etmeye icap ettirir. Ahiret gününe iman etmek, Allah'a iman etmek demektir. Ahiret gününe inanmayan Allah'a da inanmamış ve Allah'ın gönderdiği Peygamberi tasdik etmemiş olur.  Ahiret günü İsrafil (AS)'ın su'ra birinci defa üflemesinden, ikinci defa üflemesine ve ondan sonra cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin de cehenneme girmesine kadar geçen zamandır. Veyahut, nefha-i saniye (ikinci üfleme) den başlayarak sonsuz olarak devam edip giden zamandan ibarettir. Birinci ve ikinci defa su'ra üflemesinin arasın...