Ana içeriğe atla

DUADA ZAMAN VE MEKAN


İnsan hayatındaki en değerli an, Yüce Allah'a yönelip O'nunla baş başa kaldığı zaman dilimidir. Allah ile baş başa kalmanın en güzel vasıtalarından biri de duadır. Hadislerde de ifade edildiği gibi

''Dua ibadetin özüdür.''

Bunun için günün beş vaktinde kıldığımız namazın her rekatında okuduğumuz Fatiha suresi en güzel dua ayetlerini içermektedir.

Duanın en makbul ve efdal olanı; riyadan, gösterişten uzak bulunanı, icabet saatine yakın olanı ve gizlice yapılanıdır. Allah'a yakarış için belli bir zaman dilimi yoktur. Günün 24 saatinin her dakikasında istenildiği zaman dua edilebilir. Ancak bazı vakitlerin duanın kabulü için daha elverişli olduğu bildirilmiştir.
Cuma günündeki belli bir an, seher vakitleri, Kadir gecesi, Ramazan ayı, Arefe günü, Hac günleri vb. bazı gün ve gecelerde yapılan duaların daha makbul olduğu bildirilmektedir.

Genel olarak duada belli bir mekan ayrımı söz konusu değildir. Bununla birlikte Kabe, Mescidi Haram, Mescidi Nebevi, Mescidi Aksa, Arafat, Meşari Haram, Müzdelife, Mina gibi yerlerdeki duaların daha makbul olacağından şüphe yoktur. Özellikle mübarek yer ve zamanlarda , tenhalarda kıbleye yönelerek gözyaşı içinde içtenlikle yapılan duaların geri çevrilmeyeceği umulur...

Dua hayatın, tüm işlerin her anında gereklidir. İnanın içten yapılan dua insana her zaman huzur verir. Bazı dualar erken, bazıları geç kabul olunur. Bazıları hiç kabul olunmaz. Ama şunu bilmeliyiz ki Allah'ın ilminin sınırı yoktur.

Duanın kabul olup, olmaması O'nun bileceği iştir. Ama şunu bilin ki duanız kabul olmuyorsa emin olun sizin için hayırlı değildir. Ya da Allah daha iyi bir kapı açacağı içindir. Sabredin hayırlısını isteyin. Elbet mükafatı olacaktır. Gerek bu dünyada gerek ahirette...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Peygamberliğinin İspatı: Bilim, Ayet, Hadis ve Manevi Miras

Giriş Peygamberlik, insanlık tarihinin en derin manevi ve entelektüel meselelerinden biridir. İslam’da Hz. Muhammed (s.a.v.), son peygamber olarak, Allah’ın vahyini insanlığa ulaştıran eşsiz bir rehberdir. Onun peygamberliği, yalnızca inanç değil, aynı zamanda akıl, tarih ve bilimle desteklenen bir hakikattir. Bu makale, Hz. Muhammed’in peygamberliğini bilimsel, tarihsel, edebi ve manevi boyutlarıyla ele alarak, akla ve kalbe hitap eden bir ispat sunmayı amaçlamaktadır. Kur’an-ı Kerim’in mucizevi özellikleri, Hz. Muhammed’in ahlaki örnekliği, hadislerin tarihsel güvenilirliği, mucizeler ve İslam’ın medeniyetlere etkisi, bu hakikatin somut kanıtlarıdır. Ayrıca, şeytanın vesveselerine karşı imanın gücü ve cennet hayali, bu ispatı manevi bir derinlikle zenginleştirir. Tarihsel Bağlam: 7. Yüzyıl Arabistan’ı Hz. Muhammed (s.a.v.), 570 yılında Mekke’de doğdu. O dönemde Arap Yarımadası,...

HALİFELİĞİN KAYIP HALKASI: ABDULLAH BİN ZÜBEYR

                                                                                               GÜLSÜM AÇAN  İslam Tarihi’nde Abdullah b. Zübeyr doğumundan vefatına kadar geçen sürede birçok önemli olayda aktif rol oynamıştır. Müslümanlar Medine’ye göç ettikleri zaman Yahudiler Müslümanlar’a büyü yaptıklarını ve artık çocukları olmayacağı şeklinde söylentileri yayınca Müslümanlar bu durumdan oldukça üzüntü duydular. Medine’de Hicretten sonra ilk Abdullah b. Zübeyr’in doğumu Müslümanlar açısından büyük bir mutluluk oluşturdu ve adı bizzat Rasulullah tarafından konuldu. Küçük yaşlarda babası Zübeyr b. Avvam ile birlikte Suriye’nin fethine ve 634 yılında Yermük Savaş’ına bizzat katıldı....

ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK

Ebedi hayat olan ahiret hayatını yaşamak için insanın, öldükten sonra tekrar dirilmesi gerekir. Kuran-ı Kerim'de bu husus hakkında varid olan ayetler muvacehesinde tekrar dirilme muhakkak olacaktır. Buna inanmayan mü'min olmaz.  İmanın şartlarından biri de, öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmaktır. Öldükten sonra tekrar dirilmeye (Ba'su badel mevte), Allah-u Teala'nın, inayeti ilahiyesini tekmil için luzüm vardır. Bu da ahiret gününe iman etmeye icap ettirir. Ahiret gününe iman etmek, Allah'a iman etmek demektir. Ahiret gününe inanmayan Allah'a da inanmamış ve Allah'ın gönderdiği Peygamberi tasdik etmemiş olur.  Ahiret günü İsrafil (AS)'ın su'ra birinci defa üflemesinden, ikinci defa üflemesine ve ondan sonra cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin de cehenneme girmesine kadar geçen zamandır. Veyahut, nefha-i saniye (ikinci üfleme) den başlayarak sonsuz olarak devam edip giden zamandan ibarettir. Birinci ve ikinci defa su'ra üflemesinin arasın...