Ana içeriğe atla

İNSANLARIN MAHŞERE SEVKİ

 

Kesin olarak bilinmesi gerekir ki Allah bütün varlıkları kabirlerinden diriltip sonra onları hesaba çekmek ve mahkemelerinin görülmesi için mahşer yerine sevk edecektir. Allah bu konuda şöyle buyuruyor:

- (O gün) herkes beraberinde sürücü ve şahit (iki melek) bulunduğu halde, (mahşere) gelmiş bulunacaktır.

- O, bütün insanların bir arada toplanmış olacakları bir gündür. O, (istisnasız bütün mahlukatın) hazır olacakları bir gündür.

- O günde ki (Allah) O toplama günü için hepinizi bir araya getirecektir.

O gün Allah'u Teala bütün mahlukatlara, '' Bugün mülk kimindir? diye hitap edecektir. Allah'u Teala'nın bu sorusuna hiçbir varlık cevap veremeyecek ve Allah kendi kendine cevap vererek, ''Mülk, Kahhar olan Allah'ındır'' buyuracaktır.

Bu hususu da Allah şöyle beyan buyuruyor Kur'an-ı Kerim'de:

- O günü, onlar (kabirlerinden dışarı) çıkarlar. Onların hal ve amellerinden hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. (Allah şöyle buyurur) : '' Kimin mülk bugün?'' (Hiçbir kimse buna cevap veremez ve yine Allah buyurur) : ''Mülk Kahhar olan Allah'ındır.''

Yine Allah buyuruyor ki:

- Yine göğün ve yerin, O'nun emriyle durması (kudretinin) alametlerindendir. Sonra (kıyamette) sizi (İsrafil lisanı ile) bir defa çağırdığı zaman hemen kabirden çıkacaksınız.

Ebu Hureyre (ra)'den rivayet edilen hadis-i şerifte Hz. Muhammed (SAV) kıyamet günü insanların haşrini şöyle beyan buyuruyor:

-İnsanlar (kıyamet günü) üç fırka olarak haşrolunur. (Birinci fırka) gelecek hayatı isteyen (geride bırakılan hayattan) nefret eden zümredir. (İkinci fırka da) İkisi bir deve üzerinde, üçü bir deve üzerinde, dördü bir deve üzerinde, onu bir deve üzerinde sevk olunurlar. Geride kalanları (ki, bu geride kalanlar üçüncü fırkayı teşkil ederler) bir ateş toplarlar. Onlar nerede istirahat ederlerse ateş de onlarla beraber bulunur. Ateş onların geceledikleri yerde geceler, sabahladıkları yerde sabahlar ve onların akşamladıkları yer de onlarla beraber akşamlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Peygamberliğinin İspatı: Bilim, Ayet, Hadis ve Manevi Miras

Giriş Peygamberlik, insanlık tarihinin en derin manevi ve entelektüel meselelerinden biridir. İslam’da Hz. Muhammed (s.a.v.), son peygamber olarak, Allah’ın vahyini insanlığa ulaştıran eşsiz bir rehberdir. Onun peygamberliği, yalnızca inanç değil, aynı zamanda akıl, tarih ve bilimle desteklenen bir hakikattir. Bu makale, Hz. Muhammed’in peygamberliğini bilimsel, tarihsel, edebi ve manevi boyutlarıyla ele alarak, akla ve kalbe hitap eden bir ispat sunmayı amaçlamaktadır. Kur’an-ı Kerim’in mucizevi özellikleri, Hz. Muhammed’in ahlaki örnekliği, hadislerin tarihsel güvenilirliği, mucizeler ve İslam’ın medeniyetlere etkisi, bu hakikatin somut kanıtlarıdır. Ayrıca, şeytanın vesveselerine karşı imanın gücü ve cennet hayali, bu ispatı manevi bir derinlikle zenginleştirir. Tarihsel Bağlam: 7. Yüzyıl Arabistan’ı Hz. Muhammed (s.a.v.), 570 yılında Mekke’de doğdu. O dönemde Arap Yarımadası,...

HALİFELİĞİN KAYIP HALKASI: ABDULLAH BİN ZÜBEYR

                                                                                               GÜLSÜM AÇAN  İslam Tarihi’nde Abdullah b. Zübeyr doğumundan vefatına kadar geçen sürede birçok önemli olayda aktif rol oynamıştır. Müslümanlar Medine’ye göç ettikleri zaman Yahudiler Müslümanlar’a büyü yaptıklarını ve artık çocukları olmayacağı şeklinde söylentileri yayınca Müslümanlar bu durumdan oldukça üzüntü duydular. Medine’de Hicretten sonra ilk Abdullah b. Zübeyr’in doğumu Müslümanlar açısından büyük bir mutluluk oluşturdu ve adı bizzat Rasulullah tarafından konuldu. Küçük yaşlarda babası Zübeyr b. Avvam ile birlikte Suriye’nin fethine ve 634 yılında Yermük Savaş’ına bizzat katıldı....

ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK

Ebedi hayat olan ahiret hayatını yaşamak için insanın, öldükten sonra tekrar dirilmesi gerekir. Kuran-ı Kerim'de bu husus hakkında varid olan ayetler muvacehesinde tekrar dirilme muhakkak olacaktır. Buna inanmayan mü'min olmaz.  İmanın şartlarından biri de, öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmaktır. Öldükten sonra tekrar dirilmeye (Ba'su badel mevte), Allah-u Teala'nın, inayeti ilahiyesini tekmil için luzüm vardır. Bu da ahiret gününe iman etmeye icap ettirir. Ahiret gününe iman etmek, Allah'a iman etmek demektir. Ahiret gününe inanmayan Allah'a da inanmamış ve Allah'ın gönderdiği Peygamberi tasdik etmemiş olur.  Ahiret günü İsrafil (AS)'ın su'ra birinci defa üflemesinden, ikinci defa üflemesine ve ondan sonra cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin de cehenneme girmesine kadar geçen zamandır. Veyahut, nefha-i saniye (ikinci üfleme) den başlayarak sonsuz olarak devam edip giden zamandan ibarettir. Birinci ve ikinci defa su'ra üflemesinin arasın...