Ana içeriğe atla

DOĞRULUK PAHALIDIR ÜSTADIM

Öyle bir hayat yaşasın ki en büyük düşmanınız bile size bu yalancı olamaz desin.
Evet son peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa efendimiz öyle idi ashabı öyle idi çünkü Müslümanlara ;siz her şeyi yapabilirsiniz ama asla ve asla yalancı olamazsınız diye buyur du son elçi ...
Evet doğruluk müslümana verilen en büyük imtihandır zannımca. 
Doğru insan kimdir? Peki! 
Doğru insan :güvenilir dir, dürüsttür, merttir, hak yemez ve tenezzül etmez de. Doğru insan öyle biri dir ki en sevdiklerinden çok ondan en nefret edenler onu parmakla gösterirler.. 
Doğru insana can da mal da ev de emanet edilir... Çünkü her insana doğru dur denilmez... 
Biz müslümanlar olarak ilk vazifemiz iman dır ondan sonra da iman ettiğimizin emirine uymaktır... 
Müslümanın bir sürü tanımı yapılmıştır yapılması gerekirde zannımca tek bir tanım sınırlamak anlamına da gelir hem... 
Bizim müslaman tanımımız bu yüz yılda şöyle dir; Şehadet kelimesini kendi idraki ile yapan ve bunun sorumluluğunu da kabul ederek... Allah ve Resulü'nun yolunu tutmuş ve tutmakla kalmamış bunu da uygulama ya koymuş kişidir... 
Müslüman olmak sorumluluk sahibi olmak demektir. Çünkü müslaman olan kişi Allahın emrine ve Resulü' nun yolunu dosdoğru tutan kişidir... 
Evet dünya üzerinde şuan en büyük problemlerin başında insanların güvenilir olmamaları ve insanları kandırmaları gelmekte. 
Bugün dünya üzerinde yapılan savaşların ana sebebi nedir diye sorsalar bize ...? 
Verilecek çok cevap olmasına rağmen bunların ana kaynağı; Doğruluktan nasibini almamış insanların heves ve arzularından başka bir şey yok... 
Rabbim bize dosdoğru olmayı tercih değilde hayat düsturu olarak nasip etsin inşallah 


                             VEDAT KOÇLARDAN... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Peygamberliğinin İspatı: Bilim, Ayet, Hadis ve Manevi Miras

Giriş Peygamberlik, insanlık tarihinin en derin manevi ve entelektüel meselelerinden biridir. İslam’da Hz. Muhammed (s.a.v.), son peygamber olarak, Allah’ın vahyini insanlığa ulaştıran eşsiz bir rehberdir. Onun peygamberliği, yalnızca inanç değil, aynı zamanda akıl, tarih ve bilimle desteklenen bir hakikattir. Bu makale, Hz. Muhammed’in peygamberliğini bilimsel, tarihsel, edebi ve manevi boyutlarıyla ele alarak, akla ve kalbe hitap eden bir ispat sunmayı amaçlamaktadır. Kur’an-ı Kerim’in mucizevi özellikleri, Hz. Muhammed’in ahlaki örnekliği, hadislerin tarihsel güvenilirliği, mucizeler ve İslam’ın medeniyetlere etkisi, bu hakikatin somut kanıtlarıdır. Ayrıca, şeytanın vesveselerine karşı imanın gücü ve cennet hayali, bu ispatı manevi bir derinlikle zenginleştirir. Tarihsel Bağlam: 7. Yüzyıl Arabistan’ı Hz. Muhammed (s.a.v.), 570 yılında Mekke’de doğdu. O dönemde Arap Yarımadası,...

HALİFELİĞİN KAYIP HALKASI: ABDULLAH BİN ZÜBEYR

                                                                                               GÜLSÜM AÇAN  İslam Tarihi’nde Abdullah b. Zübeyr doğumundan vefatına kadar geçen sürede birçok önemli olayda aktif rol oynamıştır. Müslümanlar Medine’ye göç ettikleri zaman Yahudiler Müslümanlar’a büyü yaptıklarını ve artık çocukları olmayacağı şeklinde söylentileri yayınca Müslümanlar bu durumdan oldukça üzüntü duydular. Medine’de Hicretten sonra ilk Abdullah b. Zübeyr’in doğumu Müslümanlar açısından büyük bir mutluluk oluşturdu ve adı bizzat Rasulullah tarafından konuldu. Küçük yaşlarda babası Zübeyr b. Avvam ile birlikte Suriye’nin fethine ve 634 yılında Yermük Savaş’ına bizzat katıldı....

ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK

Ebedi hayat olan ahiret hayatını yaşamak için insanın, öldükten sonra tekrar dirilmesi gerekir. Kuran-ı Kerim'de bu husus hakkında varid olan ayetler muvacehesinde tekrar dirilme muhakkak olacaktır. Buna inanmayan mü'min olmaz.  İmanın şartlarından biri de, öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmaktır. Öldükten sonra tekrar dirilmeye (Ba'su badel mevte), Allah-u Teala'nın, inayeti ilahiyesini tekmil için luzüm vardır. Bu da ahiret gününe iman etmeye icap ettirir. Ahiret gününe iman etmek, Allah'a iman etmek demektir. Ahiret gününe inanmayan Allah'a da inanmamış ve Allah'ın gönderdiği Peygamberi tasdik etmemiş olur.  Ahiret günü İsrafil (AS)'ın su'ra birinci defa üflemesinden, ikinci defa üflemesine ve ondan sonra cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin de cehenneme girmesine kadar geçen zamandır. Veyahut, nefha-i saniye (ikinci üfleme) den başlayarak sonsuz olarak devam edip giden zamandan ibarettir. Birinci ve ikinci defa su'ra üflemesinin arasın...